Doğum Günü

Doğum Günü

Doğum Günleri niye kutlanır, anlayabilmiş değilim. Belli bir yaştan sonra doğum günü insanın bir yaş daha büyüdüm diye üzüldüğü bir gündür. Mesela ben 70 oldum. 29 Ekim doğumluyum. Adımı Cumhur Bayram koyacakken son dakikada vazgeçmişler nedense. Bu arada doğum günümü kaydedip, seneye kutlamak gibi bir gaflete düşmeyin lütfen.

Çevrenizdekiler alay eder gibi sizin için hediye alıp, kutlamalar filan yaparlar. “Ay ne güzel, bak 70 olmuşsun vs. vs.” “Ulan ittirin gidin be başımdan. Ne güzeli yaaa. İhtiyarlıyoruz.” “Olsun bak, ne güzel ihtiyarlıyorsun. Sağlıklısın maşallah.” Bu yaşta sağlıklı olmak olağanüstü bişi olmalı herhalde. Göz doktorum “Ahmet Bey, hala katarakt olmamışsınız” der; Üroloğum “Ahmet Abi, helal olsun sana; prostatın koç gibi maşallah. Hala sağlam. Hiç büyümemiş.” Metroda anne küçük oğluna “Hayrettinsu, annecim kalk da amca otursun” der; İBB sizi İstanbul’da her yere bedava nakleder; “Ahmet Abi, maşallah seni iyi gördüm” derler. Sanki kötü olmam gerekiyor. Çocukluk arkadaşınız “Ulan Kova (ben gençlikte kalecilik yapardım da) 70 yıl ne çabuk geçti be.” Söylenecek başka bir şey yok sanki. Bir müddet sonra kendinizi garip bir yaratık gibi hissetmeye başlarsınız. Size pasta keserler. Ama sadece tek bir mum koyarlar. “Lüzum yok, senin yaşın artık ebedi oldu” derler. Bunun Türkçesi “Haydi kalk git artık. Bu gezegende fazla dolaştın” tır.

Bu doğum günü kutlama işi aynen düğün gibidir. Konu mankeni olanların kendilerinin ne yapacakları hakkında hiçbir bilgileri yoktur. Onların vazifeleri söylenenleri dinlemek ve ıstırap çekmektir. Örneğin evlenecek çiftin gelinlik, smokin vs. gibi giysileri anneleri tarafından seçilir. Düğün yeri, ikram şekli ve eğlence tarzını baba seçmek istese de bunlar sonunda yine anneler tarafından tayin edilir. Davet edilecek misafirleri kavgalar sonucu yine anneler tespit eder. Bütün bunların üstüne misafirler eğlensin diye gelinle damat annelerin zoruyla göbek atarlar. “Ulan bir da evlenen Fenerli olsun” der yeni evli çift. Doğum gününde bu böyle olamaz. Her şey yine başkaları tarafından seçilir, ama “Bir daha doğum günü kutlayan eşek olsun” diyemezsiniz. Çünkü ertesi sene tekrar “Canım bak senin en sevdiğin pastayı aldık” deyip, esasında kendilerinin en sevdiği pastayı kapıp gelirler ve pastanın çoğunu da kendileri yerler. Giderken de pastanın artmış kısmını “siz şişmanlamayın” deyip alıp eve götürürler.

Ülkemizde iki türlü doğum günü kutlaması vardır. Kutlanan doğum günleri ve kutlanmayan doğum günleri. Kırsal kesim kutlanmayan doğum günlerini kutlar. Köylerde kimsenin doğum günü bilinmez. Köyde babalar akıllarına gelen bir günde gider çocuğa Nüfus Cüzdanı çıkartırlar. Nüfus memuru da durumu zaten bildiği için doğum tarihine genelde iki sene öncesinin 1 Ocak tarihini atar. Dolaysıyla ülkemizin insanının dörtte biri Devletçe tasdikli Oğlak Burcudur. Ama herkesin bir iki tane de gayri resmi doğum günü vardır. Mesela annesine göre koyunların koçlara pas vermeye başladığı mevsim, eniştesine göre ıhlamurların açtığı günlerdir. Dede ise Kuranın kenarına yazmıştır. “Bizim sarıkızın düvesini doğurduğu zaman” gibi. Bir de erkekleri nüfusa bilhassa geç yazdırırlar. Askere gittiklerinde yaşları büyük olup ezilmesinler diye.

Şimdilerde şehirleşme başladığı için gâvur adetleri çevremizi sarmaya başlamıştır. Ve doğum günü kutlamak iyice bir moda olmuştur. Bunlardan bir tanesi yurdum insanının genelde evlerde düzenlenen doğum günleri, bir tanesi de Über Yurdum İnsanının olmadık yerlerde düzenlenen doğum günleridir. Böyle doğum günleri için düğün organizasyon şirketleri ünvanlarına bir de doğum günü kelimeciğini eklemek durumunda kalmışlardır. Malumunuz, Türk Ticaret Kanunu’na göre yapacağınız her işi şirketinizin ünvanına eklemek zorundasınızdır. Klarnetçalaroğulları Düğün ve Doğum Günü Organizasyon, Gıda ve Pastacılık, Müzik Organizasyon, İthalat, İhracat, Mümessillik, İç ve Dış Ticaret, Emlak, İnşaat ve Dekorasyon Limited Şirketi-şubemiz yoktur gibi.

Evde doğum günü kutlayan yurdum insanları ise iki kategoriye ayrılırlar.

Kendilerini muhafazakâr zannedenler, kendilerini muhafazakâr olmayan zannedenler. Ev dışında doğum günü kutlayanlar ise kendilerini über vatandaş zannederler. Bunların işi sosyetik otellerdeki kutlamalardan, davetlilerin özel uçaklarla Bali’deki Mandalina Oteline götürüldükleri eğlencelere kadar uzanır. Bunları anlatmak beni aşar. Bunlarla hükümet ilgilensin.

Muhafazakâr olanlarla muhafazakâr olmayanlar İngilizce terimle “are not mutually exclusive” dirler. Türkçe sözlüklere göre “karşılıklı dışlayan değillerdir”. Yani hepsi aynı kültürün insanıdırlar. Tek farkları; birilerinin kendilerini Muhafazakar sanmaları, diğerlerinin ise kendilerini has Avrupalı sanıp, Eyüp Sultana dua etmeye gitmeleridir. Zaten ülkemiz insanı antitez üzerinden iş görür. Mevcut iktidara yeni seçimlerde %40 oy verir. Ertesi gün “Ya biz %50 verecektik, ne ettik be.” der. Bence en iyisi biz yine ata binip Orta Asya’ya dönelim.

Doğum günü davetleri şöyle yapılır:

Muhafazakâr:
“Güüül, Kıııız, nirden geliyon böye, pazarıdan mı?”
“He ya, domatesiler de çok bilem pahalı olmuş be Ayşem.”
“Kızzzzz hele baaaak, cumaritesi bizim Bensu Kızın doğum günüsü var. Birsu’yu da al gel hele, mektebinden argadaşları da geliyor hemi.”
“He, he, olur olur, gelirem.”

Muhafazakâr Olmayan
“Alooo Sitareciiim, canımmmm, nassınnn bi tanem?” Çözümleme: Sitareyi acayip kıskanmaktadır

“Ayy bitanemmmm, çok iyiyim tatlım; şu anda Zorlu’da Brooks Brothers’dayım. Bizim Yılmaz’a bir gömlek arıyorum da. Bu zamanda erkeklere bir şey beğendirmek de çok zor valla. İlle de kaşkolüne uyacak renkte olacakmış da. İpek-mohair karışımı olacakmış da. Senin anlayacağın mış mış da mış mış.”

Bir Bilgi: Mışmış Arapça Kayısı demek. Esasında bu malumatın bu yazıyla külliyen ilgisi yoktur. Sadece bu metni okumaktan sıkılmış olan Kayısıseverler gevşesin diye ifade ettim efendim.

“Hayatım, bu bir haltlar ediyor olmasın sakın. Geçen gün Ferrarisi Parfön kokuyordu. Bana “Valet sürmüştür” dedi. “Ay, amannnn bana ne be, bize iyi bakıyor ya. Sen neler yapıyorsun bi tanem?”

“Canım hiç sorma ya. Cumartesi bizim Birmeyvesu’nun doğum günü kutlaması var da. Babaannesi tutturdu. Bu yıl doğum gününü ona ben yapacağım diye. İlle de Yeni Sarnıç’da yapacakmış. Biz de şimdi oradayız. Organizasyon şirketiyle filan konuşuyoruz. Organizasyonu Famous and Sosyetik yapacak canım. Aman, bunlar da çok pahalıya yapıyorlar valla. Adam başı 700,- dolar istiyorlar. Yok iskemleleri İpek Kumaşla giydireceklermiş; yok efendim çiçekleri İtalya’dan getirteceklermiş. Şampanyalar Fransa’dan özel olacakmış. Sanki çocuklar şampanya içermiş gibi. Pastayı özel olarak Sadly Never Before’a yaptıracaklarmış. Tabi şimdi başıma bir de elbise almak çıktı. Neyse ben seni tutmayayım şimdi. Cumartesi muuutlaka bekliyorum. Tabi esas Birmeyvesu Haticesucan’ı muhakkak bekliyor. Haydi tatlım. Mucuk, mucuk.”

Muhafazakarların doğum günü partilerinde dolma, börek, kuru köfte, kuru ve yaş pasta bulunur.

Hamiş: Fransızlar duymasın, ama bu aralar “petit four” lar kuru pasta oldu; bildiğimiz kırk yıllık pastalar da ıslandı.

Muhafazakâr olmayanlarınkinde ise krep, batonsale, pötifur, tart ve milföy bulunur.

Muhafazakâr olmayan anneler süslüdürler ve Jeeplerle gelirler. Yanlarında Filipinli bakıcıyı da getirirler.

Muhafazakâr anneler ise günlük kıyafetlidirler. Çocuklarının ellerinden tutarak, yürüyerek veya otobüsle gelirler.

Bunların hepsi “ANNE” dir. Muhafazakâr anneler çocuklarının ilerde muhafazakâr olmayanların safına katılmaları için ellerinden geleni yapmaktadırlar.

Bu sefer yazının sonunun bağlanması okuyucuya bırakıldı efem.

İhtiyarların Doğum Günü kutlu olsun.