Dağlar tuvallere düştü

Dağlar tuvallere düştü

Dağcılık dünyanın popüler sporları arasında yavaş yavaş yerini alırken, dağ meraklısı olan ressam Ahmet Merey, bu zorlu yolculukları tuvallerine aktardı.

Milyonlarca yıl süren o yorucu, yıpratıcı evrim savaşından ağır yaralar alarak çıkabilen ama yine de başını göğe yücelten coğrafi ünite; dağ... Genellikle sığınak olarak görülen, sarıp sarmalayan, dış tehlikelere karşı koruyan, anaç yuva bazen de kokutucu heybeti ile kükreyen, yok eden yerin yükseltisine dönüşebilmekte. Bir Çin atasözüne göre en yüce kabul edilen zamanın ve dünyanın görkemli parçası...

Günümüz insanının hızla uzaklaştığı, yok saydığı doğa, ara sıra da olsa kendini hatırlattığında yaşamın teknolojiyle yönetildiği günümüzde hayatı felce uğratabiliyor. Geçtiğimiz hafta İzlanda’da yeniden harekete geçen yanardağın kül bulutunun yol açtığı ertelemeler birkaç gün de olsa hayatı felç etti. Teknolojinin hayatımızı yönettiği alanlardan bir anda çekilmesi yüzyıllardır planlanan modern hayatın en büyük kâbusu olsa gerek. Artık bütünü ile teslim olduğumuz bilgisayarın eksikliğine sanırım değinmeye gerek bile yok.

Bir kısım doğa uzmanının değindiği doğaya dönüş tezleri ne derece karşılık bulabileceğini yaşayanlar görecek ama günümüz kent yaşamından aralıklarla da olsa uzaklaşıp doğaya sığınan, o çetin şartları soluyup mücadeleye devam edenler de yok değil.

Sanata gönül vermiş bir isim Ahmet Merey de, çocukluğundan beri dünyanın çeşitli bölgelerinde dağlara tırmanmakta ve çeşitli incelemelerde bulunmakta. Ahmet Merey, ilk kişisel sergisiyle ilan ettiği resim çalışmalarının öncesinde dikkate alınması gereken ciddi bir resim koleksiyoneridir ve genç sanatçılara da her türlü desteği sunan, sanat camiasının önemli bir ismidir. Yıllardır Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde ısrarla devam ettirdiği “İpek- Ahmet Merey” adına düzenlenen resim yarışmaları ile pek çok genç ressamın sanattan kopmamalarını sağlamıştır. Bu yarışmalar halen devam etmekte ve yıl sonunda dereceye girenlere ödülleri verilmektedir. Merey, atölyelerde sürdürdüğü resim çalışmalarını yoğunlaştırarak, bu deneyimlerini bilinçaltı yansımalarından süzüp çıkarabildiği ölçüde, kendine özgü bir yorumla uzunca bir süredir tuvallere yansıtmaktaydı. Unuttuğumuz doğayı tekrar hafızalarımıza geri yükleyen Ahmet Merey, kendi izlenimlerinden ürettiği 20’ye yakın dağ resmini izleyicinin dikkatine sunmakta. Yakından gözlemlediği, zirvelerine tırmandığı, tehlikeler atlattığı dağları belleğinde kalan izlenimlerle tuvale aktaran Merey, izlenimcilerle örtüşmeyen daha çok dışavurum etkisinin görüldüğü işler üretmiş.

“Merey’in resimlerinde görülen dağların perspektif durumları, yakınlık ve uzaklıklarının dikkatlice incelenmesi, izleyiciyi farklı bakış açılarından yapılan gözlemlerin olduğu yerlere götürüyor. Doğayla sürekli baş başa kalan Ahmet Merey kendi yaşamını anlattığı resimlerinde, kendi içgüdüselliğini ve öznelliğini de yansıtıyor. Merey’in bilinçaltına giren görsel imgelerin dışavurumunun hikâyesinin de anlatılacağı Dağın Zirvesi adlı sergide, sanatseverler; dağların ruhunu hissetmiş bir sanatçının gözünden akıllarda kalacak eserleri görme şansını elde edecek.” Büyük boyutlu bu dağ resimlerinin fonunda desen olmasa da algıya bağlı bir düşüncenin yarattığı kütlesel bir etki kendisini ele veriyor. Çizgiden kurtulan renk, genelde bloklar halinde yüzeye dağılırken, kendi içinde yaygın ve düzenli bir dağılımla formları yeniden biçimlendiriyor. Tüm bunlara karşın katman katman kullanılan renk, resimlerin her noktasında sanatçı tarafından bağımsız kılınarak, senfonik bir coşkuya dönüşüyor.

Ahmet Merey’in Dağın Zirvesinde adlı sergisi 14 mayıs tarihine dek Beyoğlu Akademililer Sanat Merkezi’nde izlenebilir.

İlişkili makaleler