Yazılar

Yazılar
Şub02

Bordeaux

Arkadaşlar,
Ulusalcılar, Liboşlar, Milliyetçiler, Dinciler, Zenciler vs. kavramları yetmiyormuş gibi yeni bir anlayış tarzı daha peydahlandı. Oburlar. Bu tipten yaratıklar olarak bizler de Cumhuriyet Bayramı tatilinden yararlanıp bir Bordeaux gezisi yapmaya kalkıştık ve kazasız belasız geri bile döndük. Bu gezinin vazgeçilmez amacı yemek yiyip, şarap içmekti. Ben bu geziye niye, nasıl, ne zaman, hangi gaye, vs. ile katıldığımı hatırlamıyorum. Tabii esasında bu geziyi ille de resmi bir tatil sırasında yapmamız gerekmiyordu, ama hani daha bu genç yaşta “delilik” vasfına sahip olmayalım diye şimdilik böyle planladık.

Şub02

Lang Lang

İpek “Lang Lang’a bilet aldım” dedi.  “Langa’da ne işimiz var ya” dedim. İşimiz Langa’da değil Sütlüce’de” dedi. Hayydi mandıraya gidiyoruz anlaşılan. 

Şub02

Hiç Yılın Koleksiyoneri Seçildiniz mi?

Bizim başımıza geldi valla.
Koleksiyoner nedir, önce ona bir bakalım. Keratanın çok tanımı vardır. Asırlardan beri tarihçiler, sanat tarihçileri, antropologlar, arkeologlar, sosyologlar, psikologlar, mikrobiyologlar her türlü loglar, Adli Tıp vs. bu konuda araştırma yapıp dururlar. Hatta savcılar vatana ihanetten soruşturma bile açarlar. 

Şub02

Hiç Stend Taktırdınız mı?

Ben içki içmeyen, yemekle pek arası olmayan, tavla, kağıt vs. oynamayan, gece hayatını hiç sevmeyen, kadınlarla ilişkisi İpek tarafından yasaklanmış olan ve dolayısıyla da zevk sahibi olmayan biri olarak bilinirim. Bunların üstüne bir de dağlarda sefaleti yaşadığım için bir arkadaşım tarafından “MAO” olarak adlandırılan 28579958508 No.lu T.C. vatandaşı Ahmet Efendiyim.

Şub02

Hiç Resim Sergisi Açtınız mı?

Ben açtım. Açılış günü mutat zevat ile galeri sahibimiz ressam sevgili Resul Aytemur, Küratörümüz sevgili Denizhan Özer ve sanatçımız sevgili bendeniz sergiyi açmak ve kurdele kesmek üzere yan yana dizildik. Bu arada dışarıda üstünde adımın kocaman olarak bulunduğu beze hayran hayran bakan insanlar toplaştı etrafa. Fotoğrafçılar, kameramanlar ve spikerler de yerlerini aldılar. Vaziyet canlı yayın anlayacağınız. 

Şub02

Hiç Cenazeye Gittiniz mi?

Geçen gün Çeliktepe’de yürüyordum. Otomobili tamirciye bırakmış, dönmek için taksi arıyordum. Cuma günü öğle vaktiydi ve camiden çıkan cemaat dağılıyordu. Arkasından da dört kişinin taşıdığı bir tabut çıktı. Adamlardan biri “ağabeycim, şuna bir destek ver de ben organize olayım” dedi. 

Şub02

Denizhan'ın Kısmetsizlikleri

Sevgili Denizhan Özer çok yetenekli bir sanatkar ve küratör. Yalnız sanatçı olduğundan dolayı olacak, zaman zaman talihsizlikler yaşıyor:

Şub02

Macahel

Şimdi bu da ne diyeceksiniz. Gürcistan sınırımızda bir yerleşke. Gürcüce adı Macahel, ama biz onu Camili yapmışız. Burada tahtadan yapılmış ve minareleri de ahşap olan çok enteresan camiler bulunmakta.  Bozulmasınlar diye minarelerin etrafına oluklu teneke çevirmişler. İçlerinde çok hoş motiflerle dolu tahta kaplamalar var.  Kaplamaların her biri elle ayrı ayrı oyularak renklendirilmiş ve çivi kullanılmadan birbirine geçme yapılmış. Burayı nerden buldun derseniz, ben bulmadım TEMA Vakfı bulmuş. Burası dünyadaki yirmi tane “biosfer” rezervinden biri olarak kabul edilmiş.

Şub02

Kaçkarlar

Haçan nasilsunuz arkataşlar? Eyi misunuz? Cötü misunuz? Ha bana Banui kardeş telufon ettu da, dedi ku “Kaçkar’lara celir misun?” Kediye ciğer sorilur mu, “hemen celiyorum, ne zaman cideysunuz?”dedum. Ve bendenuz bir sabahın köründe Trabizon’a iniverdum. Cerisinu Türkçe yazacayum, yoksa siz anlamayacaksunuz.

Şub02

Durusu

Bizden hala bıkmamış olan sevgili Mete Bora, Summart’ın etkinliklerinde bugüne kadar yer almış herkesi 30 Ağustos hafta sonu Durusu Park’a davet etti. İstanbul’ a bir saat uzaklıktaki Durusu Park büyük bahçeler içinde güzel evlerin bulunduğu çok büyük bir alan. Terkos Gölü yanındaki bu nefis yer, ormanları, göletleri, meyvelikleri ve Terkos Gölündeki nefis kıyısı ile şahane bir yaşam yeri.  Kırk kişi gittik. Tabii bir Mete Bora organizasyonu olarak bir kuş sütümüz eksikti. Otobüsle Akdemililer Sanat Galerisinden alınıp ertesi gün aynı yere bırakıldık.

Şub02

Aspat

Moldova’ da iken Resul Hocam dedi ki “Dönünce bodrumda çalışacağız.”  Atölyeyi tamire alacak sandım. Ama bodrum da ufacık bir yer. Üstelik Numan orada hepimize tuval geriyor. “Haydi hayırlısı bakalım” dedim içimden.

Şub01

GAP

GAP’ı gaptırmadık; açılımı yaptık, mideyi bozduk, üşüdük, kelaynakları gördük ve döndük. Daha ne yapabilirdik ki? Açılım tamamlanmış bile. Her yerde bütün dükkanlar açık, dükkanların hoparlörleri sonuna kadar açık, otomobillerin kornaları maşaallah dibine kadar açık, tezgahçıların sesleri muazzam açık, Ramazanda lokantalar(daha doğrusu kebapçılar) açık. Hava çok nefis açık. Alkol bile açık.  

Şub01

Bodrum

İstanbul’a Yaz Geldiiiii
Bahçeye Kiraz Geldiiiii
Bodrum’a Kaz geldiii 

Şub01

Beyoğlu

Görme özürlü yaşlı adam yanındaki küçük kızın yardımıyla her gün beraberinde getirdiği sandığın üzerinde yerini yavaşça alıyor ve sazını çalmaya başlıyor. Yanındaki basit hoparlörden sesi bayağı gür geliyor.

Şub01

Bayram Gezisi

“Bu bayram kısa geliyor, mevsim de kötü, bayramda evde kalalım; şehir de boş olur, biraz gezeriz” dedi İpek. “Tamam” dedim. Sanki olmaz demeye hakkım varmış gibi Bu arada oturduğumuz sitede kesilecek bir deveye dokuzuncu olarak yazıldık.

<<  1 2 [34  >>