Mayıs09

Akademililer Sanat Merkezi

Akademililer Sanat Merkezi

Sözlüklere göre  AKADEMİ :
1.Yüksekokul,
2. Çıplak modelden yapılmış insan resmi,
3. Bilginler, Yazarlar, Sanatçılar Kurulu demekmiş.

Yani Akademililer Sanat Merkezi Bilginler, Yazarlar ve Sanatçılar Kurullarının çıplak model çizdiği bir Yüksekokul. Ben Sanatçılar kategorisine girmeyi tercih ederim. Diğerlerini bilemem.

Akademililer Beyoğlu'nda Balo sokağın Tarlabaşı caddesiyle birleştiği köşededir. Yarıçapı yüz metre olan bu bölgede BOX, IRISH PUB, GIDEROS, JOLLY JOKER, QUBA gibi isimli barlar;  Nevizade, taverna, meyhane, lokanta, seyyar pilavcı, otopark, fotoğrafçı, berber, çorap satıcısı, kahve, otel, simit ve kurabiye fırını, seyyar köfteci, kelle paça lokantası, internet cafe, terzi, Turkcell bayii, Türkiye de son kalmış dört adet sabit Umumi Telefon, torbacılar, tinerciler, dilenciler, boş boş dikilen garipler, sanatkarlar, galeriler, sanatçı atölyeleri, muhasebe bürosu, bakkal, büfe, taksi durağı, makinesiz her türlü kumarın döndüğü "ZBNMYA" Köyü Dayanışma ve Geliştirme Derneği, ayakkabı boyacıları, saksıda çiçek satanlar, köşedeki fotoğrafçının devamlı bir şekilde dükkanın önünde duran çırağı, Kızılay'ın kapıya çıkıp sıkıntı gideren beyaz önlüklü Doktoru,  müşteri bekleyen hayat insanlarına karışmış otobüs yolcuları, punk, gotik, hippi, her tarafı dövmeli ve küpeli gençler ve tüm bu olayların burada cereyan edebilmesi için sık sık gelen Belediyenin lağım açan kuka kamyonu,  bütün bu patırtılardan arda kalanları silip süpüren sokağımızın emektar köpeği, bana yanlışlıkla "gidelim mi" deyip, oranın yerlisi olduğumu anlayınca "özür dilerim efendim" diyen sex işçisi, akşamları köşede kendi kendine peyda olup müşteri için sıraya giren taksicilerden TL 1,- alan kahya, gündüzleri Tarlabaşı caddesinin ortasındaki daracık beton refüjde uyuyan ve görünüşleri Afganistan Dağlarında Amerikalılarca bombalanmış tiplere benzeyen iki kafadar, "Abi, bana bir simit alsana" diyip, aldığı parayı şaraba yatıran bir tip, gelen arabaları iğne deliğinden geçirip park eden Van'lı otoparkçılar, tek yön sokakların girişlerindeki kapanları battaniye ile örtüp sokakları gidiş ve gelişe açan ve şoförler arasında kavga çıkınca da ortadan toz olanlar, elinde İstanbul haritasıyla dolaşırken yolunu kaybetmiş turistler,  Türkçe'yi toplam 123 kelime ile konuşan ve katlanabilir teneke tezgahta  kimsenin almadığı çorapları kışın karında, yazın güneşinde sergileyen vatandaş,  önü çöp ve pislik dolu olan yanımızdaki yıkık bina, günde dört kez gururla çöp toplayıp burayı es geçen Beyoğlu Belediyesi, tam kapımızın önünde dikilip, sokağa çıkmamızı engelleyen ve "Haydi, kızlar biraz dağılın" diyince de "Görmüyor musun abi, burada iş yapıyoruz" diyen bas-bariton sesli, 1.80 metre boyunda, 46 numara ayakkabılı çok hoş "hanımlar." Bazen bu tiplerden hangisinin sivil/gizli polis olduğu hakkında tahminler de yürütürüz. Önce polisliğe alıp sonra mı travesti yapıyorlar; yoksa masraf olmasın diye hazır travestileri mi mesleğe alıyorlar; bilinmez. Ve bütün bunların tam ortasında devletin sağlık ve güvenlik hizmetleri; Kızılay Dispanseri ve Beyoğlu Emniyet Amirliği. Karşımızdaki binada benim yaptığım her türlü kaş-göz işareti, öpücük yollama, telefon numaramı koca koca kağıtlara yazıp camdan gösterme dümenlerimi umursamayan hanım kızımız, yanımızdaki binada  sanatçı eşi vefat etmiş bir hanımefendi, karşımızda ki köşede Burhan Doğançay Müzesi. Üstat hayattayken devamlı bir şekilde "Hocam gel bana bir resim ver, ben de sana benim yaptığım resimlerden beş tane vereyim" demiş olmama rağmen, büyük sanatçı bu tekliflerime kulak asmamıştır.

Küçük bir alanda yaşanan bu büyük kaosta korkunç bir denge ve düzen vardır. Herkes yekdiğerinin yaşamına ve ekmeğine saygı duyar; ve bu karşılıklı  anlayış sayesinde de kimse kimseyi rahatsız etmez. Sizin anlayacağınız Beyoğlu benden soruluyor. Gerekirse beni arayıp Polisin telefonunu sorabilirsiniz.

Akademililer'in binası çok sevgili dostumuz ve hocamız Ressam Resul Aytemür'e aittir. Kendisinin atölyesi de buradadır. Bu binada iki kedi vardır. Tevatüre göre bunlar ortalıkta dolaşan fareler içindir. Kapıdaki dört adet zili çalmaya zahmet etmeyin. Kapı çalınca içerdekiler birbirlerini cep telefonundan arayıp "git kapıyı aç" derler. Netice 0+0=0. Kapının açılmasını beklerken yandaki "Balo Kuaför'e" gidip saç sakal traşı olabilirsiniz. Saç TL 5.00, sakal TL 3.00 dür. Ayrıca havlular sokakta kurutulduğu için de AIDS kapma riski de yoktur. Veya TL 1,50 ye nohut pilav da yiyebilirsiniz. Akademililer'de her kes astığı astık, kestiği kestiktir. Herkes her şeyi çok iyi bildiği için, herkes herkesin yediğine, içtiğine, yaptığına  devamlı bir şekilde karışır. Tüm uyarılarına rağmen kendilerini dinlemeyip "Cola Zero" içmem, bazı sanatçılarımızın geceleri sinirden çorapsız yatmalarına neden olmaktaymış. Bu son bilgiler sadece "Kamu Spotu" idi.

Akademililer uzun yıllardır değerli Sergilerin açıldığı, çeşitli Sanat Faaliyetlerinin düzenlendiği, Genç Sanatçıların eğitildiği, çocuklara Resim Yarışmalarının yapıldığı, Sanatçıların bir araya gelerek Söyleşiler yaptıkları bir Sanat ve Kültür Merkezidir. Burada şu anda 18-70 yaş arasında on sekiz sanatçı bendenizin dışında ağırlıklı olarak klasik figüratif resim çalışmaktadır. Bugüne kadar kimse bana bunun nedenini sormadı. Ben de zaten cevabını bilmiyorum. Bizim odadaki bir sanatçımız nesnel oluşumların evrenin derinliklerinden gelen yanılsamalara perspektivsel bir döngüden  bakan bir anlayışla resim yapar. Bir başka odada biri devamlı konuşur; diğerinin kulakları duymaz. Gül gibi geçinip giderler. Kimileri devamlı bir şekilde aralarında konuşurlar; tek başlarına kalınca da telefonla konuşurlar. Bazısı müzik dinler, kimisi tütsü yakar, kimisi en üst katta geyik yapar. Resul hocamız teftişe çıktı mı herkes resim yapar (mış gibi yapar).

Ayrıca Akademililer'de haftada bir Çıplak Model çalışılır. En önemli faaliyetlerden biri de YOGA dır.Yani burası doğal betimlenmiş anlamların üstünden sel gibi geçtiği sanrısal bütünlükteki etimolojik edimlerin, bilinçaltı duygularla çarpıtılmadan tuval üzerinde etiketlendiği çıplak sanatın içten gelen derin bir fizyomekanik ve sportif  kavramsallaşmasıyla bütünleşmeye eğilmiş bir mekan olarak tarihe geçmiştir.

Ve. Akademililerin en önemli kişisi ve her şeyi; büyük küratör ve her an her yere yetişen dünyalar tatlısı Numan Amcamız. Bütün gün arı gibi çalışarak o kadar işi nasıl yapar anlayabilmiş değilim.

İlk kat sergi alanıdır. En üst kat Yemekhane, Cafe, TV odasıdır. "Numan Amca Mutfağı'nın" nefis Fiks Menü Öğle Yemekleri ile meşhur Beş Çayı burada çıkar. Bu mekan bilhassa Cumartesi günleri çok tatlı ve değerli sanatçılarla dolar taşar. Burada zaman zaman mangal partileri yapılır. Akademililer'in  Üyeleri, Sanatçı Dostlar ve Genç Sanatçılar eğlenceli bir şekilde kaynaşırlar.

Hepinizi bir acı kahveye bekleriz efendim. Saygılarımızla.