Etiket: Gezi

Şub01

Aconcagua

Ateşli bir grip geçirmekte olan sevgili liderimiz Ertuğrul ile İstanbul – Madrid – Santiago de Chile üzerinden yirmi üç buçuk saatlik bir uçak yolculuğu sonunda Arjantin’deki Mendoza şehrine intikal ettik.

Şub02

Aspat

Moldova’ da iken Resul Hocam dedi ki “Dönünce bodrumda çalışacağız.”  Atölyeyi tamire alacak sandım. Ama bodrum da ufacık bir yer. Üstelik Numan orada hepimize tuval geriyor. “Haydi hayırlısı bakalım” dedim içimden.

Şub01

Bodrum

İstanbul’a Yaz Geldiiiii
Bahçeye Kiraz Geldiiiii
Bodrum’a Kaz geldiii 

Şub02

Bordeaux

Arkadaşlar,
Ulusalcılar, Liboşlar, Milliyetçiler, Dinciler, Zenciler vs. kavramları yetmiyormuş gibi yeni bir anlayış tarzı daha peydahlandı. Oburlar. Bu tipten yaratıklar olarak bizler de Cumhuriyet Bayramı tatilinden yararlanıp bir Bordeaux gezisi yapmaya kalkıştık ve kazasız belasız geri bile döndük. Bu gezinin vazgeçilmez amacı yemek yiyip, şarap içmekti. Ben bu geziye niye, nasıl, ne zaman, hangi gaye, vs. ile katıldığımı hatırlamıyorum. Tabii esasında bu geziyi ille de resmi bir tatil sırasında yapmamız gerekmiyordu, ama hani daha bu genç yaşta “delilik” vasfına sahip olmayalım diye şimdilik böyle planladık.

Şub02

Durusu

Bizden hala bıkmamış olan sevgili Mete Bora, Summart’ın etkinliklerinde bugüne kadar yer almış herkesi 30 Ağustos hafta sonu Durusu Park’a davet etti. İstanbul’ a bir saat uzaklıktaki Durusu Park büyük bahçeler içinde güzel evlerin bulunduğu çok büyük bir alan. Terkos Gölü yanındaki bu nefis yer, ormanları, göletleri, meyvelikleri ve Terkos Gölündeki nefis kıyısı ile şahane bir yaşam yeri.  Kırk kişi gittik. Tabii bir Mete Bora organizasyonu olarak bir kuş sütümüz eksikti. Otobüsle Akdemililer Sanat Galerisinden alınıp ertesi gün aynı yere bırakıldık.

Ağu15

Everest Base Camp 2013

Himalayalar. Everest Bölgesi. Namche Bazaar. 3500 metre. Etraf yoksulluk, pislik ve sefalet dolu. Tea House (Otel bozması ilkel bir yer). 6 aylık bir Şerpa Bebeği. Altını değiştirecek doğru dürüst bezi bile yok. Oyuncak namına ise hiç bir şeyi yok. Ama bir şeyi var. iPad. Düğmeleriyle oynayarak "Jingle Bells'den" "Santa" ya geçiyor. Belki de gezinin geri kalanını anlatmak gerekmiyor artık.

Şub01

GAP

GAP’ı gaptırmadık; açılımı yaptık, mideyi bozduk, üşüdük, kelaynakları gördük ve döndük. Daha ne yapabilirdik ki? Açılım tamamlanmış bile. Her yerde bütün dükkanlar açık, dükkanların hoparlörleri sonuna kadar açık, otomobillerin kornaları maşaallah dibine kadar açık, tezgahçıların sesleri muazzam açık, Ramazanda lokantalar(daha doğrusu kebapçılar) açık. Hava çok nefis açık. Alkol bile açık.  

Kas19

Girit

ESKİ YUNANCA: KRĒTĒ

MODERN YUNANCA: ΚΡΉΤΗ - KRİTİ

OSMANLICA: گريد

YENİ TÜRKÇE: GİRİT

Ağu30

Hiç Ağrı Dağına Çıktınız mı?

Aramızdaki bazı kahraman arkadaşlar dışındakilerin çıkmadığını biliyorum. Ben altı kere çıktım da…

Tem17

Hiç Mısır'da Düğüne Gittiniz mi?

Biz gittik. Siz de mi gittiniz? O zaman boşuna rahatsız ettim. Kusura bakmayın. 

Haz08

Hiç Venedik Bienaline Gittiniz mi?

Gitmediniz mi? Biz de gitmemiştik. Gidelim bakalım, neymiş biz de bir görüp gelelim dedik. 

Şub02

İskandinavya

Copenhag ne de olsa nostalji. Bir zamanlar orada kupa kaldırmıştık. O sefer İngiliz Hooliganlar bize popolarını gösterirler diye dolaşamamıştık pek. Bu sefer uçaktan otele inince, dünyalar tatlısı rehberimiz İlknur (İko) “Haydi artık serbestsiniz” dedi. On üç kişilik grubumuz bir anda ikiye indi. İpek ve ben. Biraz sonra da grup bire indi. “Bendeniz”.Bunun matematiksel bir açıklaması yok. Sadece alış-verişsel bir durum. Bana demişlerdi ki “Sen o zaman pek fark edemedin, Dan kızları nefistir, hele esmer erkeğe bayılırlar”. Eh, ben de gözüme spor gözlüğümü takıp şehrin en işlek caddesinde elimde Colam ile bir banka oturup beklemeye başladım. Hiç kimse gelmedi yanıma, gelmediği gibi aynalı gözlüğümle çaktırmadan izlediğim kızlar bana bakmadılar bile. Böylece bana yalan söylenmiş olduğunu anladım. Dan kızları hiç de güzel müzel değillermiş.

Şub02

Kaçkarlar

Haçan nasilsunuz arkataşlar? Eyi misunuz? Cötü misunuz? Ha bana Banui kardeş telufon ettu da, dedi ku “Kaçkar’lara celir misun?” Kediye ciğer sorilur mu, “hemen celiyorum, ne zaman cideysunuz?”dedum. Ve bendenuz bir sabahın köründe Trabizon’a iniverdum. Cerisinu Türkçe yazacayum, yoksa siz anlamayacaksunuz.

Şub02

Klimanjaro

Siz yılbaşı gecesi saat 20:00 de yattınız mı hiç? Ben yattım. Ertuğrul da geceyi geçirmek için bizde kaldı. Saat 02:00 de uyandık ve sabah saat 05:00 deki Amsterdam uçağına yetiştik. Her zamanın iyi kalplisi ve benim her türlü kahrımı sessizce çeken sevgili zevcim İpek de yılbaşı gecesini Televizyonu öperek kutlamış.“Yılbaşının sabahı saat 05:00 uçağı acaba nasıl olur?” diye çok merak ederdim. “Full” olurmuş. Biz sakin sakin kendi başımıza gideceğimizi ümit ederken, “Abey, biraz öteye yanaş da bize yer kalsın” diyenler ile doluydu.

Şub02

Macahel

Şimdi bu da ne diyeceksiniz. Gürcistan sınırımızda bir yerleşke. Gürcüce adı Macahel, ama biz onu Camili yapmışız. Burada tahtadan yapılmış ve minareleri de ahşap olan çok enteresan camiler bulunmakta.  Bozulmasınlar diye minarelerin etrafına oluklu teneke çevirmişler. İçlerinde çok hoş motiflerle dolu tahta kaplamalar var.  Kaplamaların her biri elle ayrı ayrı oyularak renklendirilmiş ve çivi kullanılmadan birbirine geçme yapılmış. Burayı nerden buldun derseniz, ben bulmadım TEMA Vakfı bulmuş. Burası dünyadaki yirmi tane “biosfer” rezervinden biri olarak kabul edilmiş.

[12  >>